27 Kasım 2011

Cosmopolitan Dergisinden...

Bir Demet Yaz...
  
Yaz başında Cosmopolitan dergisi için özel bir yazı hazırlamıştım. Uzun bir yazı fakat bölüm bölüm sizlerle paylaşacağım. Böylelikle dergideki yazıyı kaçıranlar buradan takip etmiş olur ;)

Yaz... Keyifli, eğlenceli, ruhu güzel yaz ayı. Yazın nasıl beslenmeliyiz sorusu aklıma geldiğinde, taze köy biberlerini, yeni kızartılmış patlıcanları, üzeri bol domatesli şakşukaları, yeni kesilmiş salatalık kokusunu, yoğurdun içerisinde aşk yaşayan sarımsağı hayal ediyorum. Sabah kahvaltısında yenen köy domateslerinin,  zeytinyağı ile olan o harika karışımını, yanına koyduğumuz sivri biberi gözümde canlandırıyorum. Hele hele o sıcaklarda kenarda bekleyen soğuk karpuzun tadını, beyaz peynirle olan dansını düşünmeden edemiyorum. Benim için yazın yenilen o harika yemekleri hayatımdan çıkartmak sanırım deniz kenarında yaşayan bir kum tanesinin, bir inşaat kumuna dönüştürülmesi gibi olur. Bu noktada hayatın tadıyla, güzel bir fiziğin birlikteliğini isteyenlerdenseniz, bedeninizin ne istediğine kulak vermeniz gerekir. Bedenim benimle birlikte aynı yemekleri yemek istiyor mu? Sanırım bu önemli bir soru. Yaz ayının o sıcağında bazen tazeliğimizi korumak ve bazen de bu harika lezzetlerle günümüze keyif katmak istiyoruz. Sanırım işte tam da bu noktada biraz daha bedenimizde hafiflik duygusu yaratabiliriz. Nasıl mı?

Bedenimizle yemek yediğimiz bir yaz ayı bize kendimizi çok daha iyi hissettirir. Hem damak tadımızı hem de hafifliğimizi koruyabiliriz. Öncelikle bu süreçler içerisinde minik detokslar yapabiliriz. Bu detokslar sadece daha keyifli yemekleri yiyebilmek için yapılan minik temizliklerdir. Evet biliyorum çok daha ağır detokslar var, fakat size anlatacağım bunlardan bağımsız daha hafif, eğlencemizi bozmayacak, bizi yaşamdan alıp götürmeyecek detokslardır.

Yaz aylarında hayatımıza  rengarenk giren Meyveler hem lezzetleri hem de görünüşleri ile bir ziyafet sofrasını andırabiliyor. İşte yapacağımız detokslar meyvelerle, bol sularla, meyve suları, buz gibi bitki çayları ile olacaktır. Tabi burada ki en önemli nokta detoksu ne zaman yapacağınızı, bedeninizin size söylemesidir. Yani yaz ayının o kavurucu sıcağında bedeninizde hissettiğiniz ağırlık duygusu, yoğun ter kokusu, zindelik duygusundan uzak olma hissi sanırım ilk sinyaldir. Eğer bedeniniz biraz mola vermek istediğini size bu sinyallerle anlatırsa sanırım detoks yapmak için harika bir zaman olur. İşte bu noktada bol meyve, meyve suları, soğutulmuş bitki çayları ve bol su ile tüm gün içsel bir temizlik yapabilirsiniz. Soğutulmuş bitki çayı diyorum sanırım ben sıcak içmek istemezdim. Ama siz dilerseniz sıcakta içebilirsiniz.
Bu detoksu en fazla 3 gün yapmanızı öneririm. Genellikle detoksu 3 günlük kürler halinde uygulamak iyidir fakat bizim burada ki amacımız hafiflemek olduğu için detoksun süresi sizin bedeninizde hissedeceğiniz hafiflik duygusu ile paralel olmalıdır. Diyelim ki bir iki gündür hep ağır gıdalar tüketiyorsunuz, o zaman bir günlük veya iki günlük bir detoks yapabilirsiniz. Tabi bu noktada hep bedeninizle iletişimde olmanız gerekecek. Hafiflik duygusunu tüm ruhunuzda hissettiğinizde normal düzeninize geçebilirsiniz. Ya da diyelim ki akşam harika bir kokteyle veya düğüne katıldınız, gecenin keyfini çıkartayım derken yemekleri biraz fazla kaçırdınız. Üzülmeye ya da mutsuz olmaya gerek yok. Şişmanlık ya da sağlıksız bir beden anlık olaylardan değil bir süreçten oluşur. İşte bu noktada ne kadar hızlı bu duygudan çıkıyorsunuz bu çok daha önemlidir. İşte böyle geçen bir gecenin ardından hemen yarım günlük bir detoks yapabilirsiniz. Bu ertesi gün kendinizi harika hissetmenize sebep olur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme