9 Aralık 2011

“Tek Şişman Beyniniz”

"Habertürk gazetesi için hazırladığım yazıyı, okunur halde sizlerle paylaşmak istedim. Afiyet olsun;)"




Bir çok kişi hep aynı soruyu soruyor, neden suçlu beynimiz. Diyorum, bedenin bir suçu yok. Bizim doğamız ve bedenimiz sürekli yemek yemeğe programlanmamış. Bedenimiz ne zaman ne yemesi gerektiğini çok iyi biliyor. Hatta ve hatta hangi besinden ne kadar tüketmesi gerektiğini hesaplayabiliyor. Tıpkı doğadaki diğer hayvanlar gibi. Siz doğada hiç şişman bir hayvan gördünüz mü? Göremezsiniz. Evde beslenen hayvanlar şişman doğru, çünkü bu hayvanları da insanlar besliyor. Doğada ki canlılar bedenleri acıktığında, ihtiyacı olan besinleri tüketerek yaşamlarını devam ettiriyorlar. Biz dünyaya bu hayvanlardan çok daha donanımlı geldik diye düşünüyorum. Bizler neler yememiz gerektiğiniz çok iyi bilecek canlılarız. Fakat işin içine ne zaman beynimiz yani düşüncelerimiz girse işte durumlar biraz karışıyor. İşte o noktada biz beynimizle tüm bedensel düzenimizi alt üst edebiliyoruz. Düşüncelerimizle fazla yemek yemeğe konsantre olabiliyoruz. Bence çok zor bir iş ama başarıyoruz. Yani bedenin ihtiyacı olandan fazlasını zorla bedene sokabiliyoruz. Tabi bunu yaparken çok özel bir titizlikle çalışıyoruz. Bedenimizi kusturmadan, midesini bulandırmadan iyi bir kontastrasyonla bunu gerçekleştiriyoruz. İnsanlar şişmanlamanın çok kolay kilo vermenin çok zor olduğunu düşünüyor. Size sormak istiyorum, kendi doğasına aykırı bir şeyler yapmak ne zamandan beri kolay oldu? Kilo almak için özel düşünce çalışmaları yapmanız gerekiyor. Kolay mı o kadar besini bedene al, sonrada günlük hayatına hiç bir şey olmamış gibi devam et. Sonrasında, ben düşüncelerinizle zayıflayabilirsiniz dediğimde insanlar şaşkınlıkla bakıyorlar. Kilo alırken de düşünceleri ile kilo alıyorlar farkında değiller. Siz şişmanlamak için özel diyet listeleri, programlar, ilaçlar kullanıyor musunuz? Şişmanlamak kendiliğinden oluyorsa, ki doğamıza aykırı bir durum, neden zayıflamakta kendiliğinden olamıyor. 

Tıpkı seks gibi. Doğada ki tüm canlılar üremek için birlikte olurken, insanoğlu sadece zevk için birlikte olabiliyor. Doğada ki canlılar hayatta kalmak için beslenirken, insanoğlu zevk için yemek yiyebiliyor. İşin trajik kısmı, sadece zevk için değil, mutsuzlukta, öfkede, değersilikte, yalnızlıkta, mutlulukta, aşkta, keyifliyken... her türlü ruh hali için yemek yiyebilen tek canlı grubuyuz. Ve zavallı bedenimizde tüm bunlara ayak uydurabilmek için elinden geleni yapıyor. halbuki bedenimizi dinlesek kilo problemi denilen şeyin ortadan kalktığını göreceksiniz. Bedenimiz için yiyebilsek zaten hep fit ve zayıf bir fiziğe sahip olacağız. 
Tabi bedeni dinlemek onun kurallarına göre hareket etmeyi getiriyor. Yani sabah kahvaltısını illa peynir, zeytin, çayla yapmayacaksınız. Belki bir sabah roka, çilekler, belki bir sabah meyveler, belki başka bir sabah tantuni ile yapacaksınız.  Çünkü beden için gündüz yenmesi gerekenler, öğlen yemesi gerekenler veya akşam yenmesi gerekenler diye bir kategori yok. Yani bir çok insanın bu söylediklerime şöyle dediklerini biliyorum. “ Bir sağlıklı yaşam eğitmeninin sabah sabah yiyeceği şeyler mi bunlar” Bunu söyleyen kişinin 3 saat önce sabah'a karşı 5.30 da gece eğlencesinden sonra işkembe çorbası içtiğini bilirim. Yani güneş doğmadığı sürece her şeyi yiyip içmek serbest. Sabahın bir vakti sarımsaklı işkembeyi içerken sorun yok, 2 saat sonra güneş doğunca tüm kurallar bozuluyor. Ve bir anda beden sabah moduna geçiyor. Televizyon programı mı bu beden? sabah kuşağı, öğle kuşa, akşam kuşağı olsun. Ve sonra 3 saat sonra uyanıp güne iyi başlamalıyım, güzel bir kahvaltı beni bekliyor deyip bir de oturup kahvaltı yapmak mı sağlıklı? Daha yediği işkembe çorbası midede duruyor, belli ki bedenin henüz bunu eritememiş. Ve bedenin sen uyurken bunları eritebilmek için canı çıkmış. Ve şimdi sen sağlıklı beslenme adı altında güzel bir kahvaltımı yapacaksın. Dur bekle, dinle bakalım bedenin senden ne istiyor. Belki sadece bir dilim elmayla güne başlayacak, belki bol su isteyecek. Onu bir kenara atıp zihnin sana yüklediği sağlıklı yaşamla ilgili verileri kullanmaya kalkarsan muhakkak ki bir yerlerden sorun çıkacak.
Bizler hayatın içerisinde hayatı yaşamayı seven, hayatın zevkleri için sürecimizi geçirebilen canlılarız. Tabi ki bir akşam eğlenecek sonrasında yasaklı ne varsa tüketeceğiz. Yenmemesi gereken ne varsa kaçamaklar yapıp tadına bakacağız. Önemli olan sonrası. Sonra ne yapıyoruz. Ardından bedenimizi dinleyip tüm bu durumları normale mi çeviriyoruz yoksa, yine zihnimizle yemek yemenin içerisinde kayboluyor muyuz? Şimdi biraz da bedeni dinleme vakti. Hafif kalabilmek için onun ne istediğini dinleme vakti. Belki bana diyeceksiniz ki benim bedenim hep çikolata istiyor. Yok öyle bir şey. Eğer bedeniniz kan şekeri düştüğü için çikolata istiyorsa bunu test edebilirsiniz. Bir avuç kuru üzümde çikolata kadar lezzetli görünüyorsa belli ki kan şekeriniz düşmüş. Yok kuru üzümlere burun kıvırıyorsanız sanırım siz zihni ile yiyenlerdensiniz. Hani çok aç olduğumuz anlarda bir parça ekmek içinde domates ve peynir hazırlanmıştır. Ve sanki dünyanın en lezzetli yemeğini yiyor gibi yemişizdir onu. Tadı günlerce damağımızda kalmıştır. İşte beden için yer hale geldiğinizde alacağınız lezzet hem böyle olur, hem de hala fit ve zayıf kalabilirsiniz...


Sevgilerimle

2 yorum:

  1. Çok güzel bir blog post ve güzel bir gazete yazısı olmuş tebrikler :)

    YanıtlaSil