1 Aralık 2011

Bir Arayış Hikayesi...


Kendimizi aramaya çıkmışız, başkalarının gözüyle...


Çocukken hepimiz kaybolmuşuzdur. Yada şöyle söyleyeyim hepimiz kaybolan bir çocuk telaşı yaşamışızdır. Bilirsiniz bir anda bir çocuk ortadan kaybolur. Sokakta iki dk önce oynayan çocuk nereye gider. Evin içindeki çocuk nereye kaybolur. Okuldan eve gelen çocuk nereye ışınlanır. O çocuk bulunasıya kadar herkes aklından yüz tane seçenek geçirir. Biri sonunda nerede olabileceğine dair bir fikir oluşturmuştur ve çocuğu bulur…
Her şeye en baştan başlayalım, değişim, farkındalık, zayıflama, aydınlanma vs. adı ne olursa olsun. Hep bir arayış hali içerisindeyiz. Öyle değil mi? Sürekli arıyoruz. Gerçi tam olarakta ne aradığımızı bilmiyoruz. Bildiğimizi sanıyoruz ama aradığımız şeyden uzağız. Çünkü kendi gerçekliğimizle arıyoruz. Kendi bilme halimizle arıyoruz. Bunun neresi kötü diyebilirsiniz. Tıpkı Kaybolan bir çocuğu aramak gibi. Bir insan, bir çocuğu, kendi bakış açısı ile ararsa onun nereye gideceğini bilemez. Ancak kendisinin ve kendi dostlarının, kendi düşünce modeline sahip insanların nereye gidebileceğini bulur. Kendi gerçekliğimizle aradığımızda bir çocuğu değil, kendi bakış açımızda ki birini bulma ihtimalimiz çok daha yüksektir. İşte bu da büyük bir yanılgıya neden olur. Çocuğu böyle bulamazsınız. Çocuğu bulabilmeniz için çocuk gibi düşünmeniz gerekir. Çocuk gibi hissetmeniz ve çocuğun o günkü duygularıyla nereye gitmiş olabileceğini tahmin etmeniz gerekir. Bir çocuğun ruhuna sahipmiş gibi dünyayı algılamanız gerekir, işte o zaman çocuğun nereye gittiği ile ilgili bir fikriniz oluşur.

Kendimizi aramaya çıkmışız, başkalarının gözüyle... başkaları ile kendi hayatımızı sürekli  kıyaslayarak, kendimizi bulmaya çalışıyoruz. Tıpkı bir çocuğu aramak gibi, kendimizi başkalarının gözüyle aradığımızda, kendimizi değil, başkalarını bulacağımızı hiç tahmin etmiyoruz.
Zayıflamaya çalışıyoruz ama bir şişman gibi. Şişman bir insanın gözünden dünyaya bakıyoruz.  Zayıflamaya çalışıyoruz ama bir şişmanın gözüyle, Çikolatalı, pastalı, yemekli ödüllerle. Şişman gibi düşünüp, şişman gibi hareket edip, ödül olarak tatlı koyup sonra zayıflığı bulmayı hayal ediyoruz. Zayıflayınca her şeyi yiyebilecek miyiz diye soruyoruz. Tıpkı diyet yapmaktan korkan birinin kaygılarıyla. Aramaya çıkmışız ama kendimizi bulacağımızı hiç farketmiyoruz.
Ruhsallığı arıyoruz, tutsak gibi. Odalara kapanmış tütsüler, mumlar ile. Zihnimizin tutsaklığından kurtulmak için yine kalıplarda arıyoruz. Yerde bağdaş kurup meditasyon yapmadan aydınlanamayacağımızı düşünüyoruz. Aydınlanmanın ne olduğunu bilmeden ne olması gerektiğine takılıp kalmışız. Halbuki özgürlüğü henüz tatmadan…
Yaratıcıyı arıyoruz ama insan gibi. Kendimize koyduğumuz doğru yanlış kavramlarıyla. Yaratıcının da insan gibi düşündüğünü zannediyoruz. Ödüller ve cezalar koyuyoruz.  Onun yolunda her şeyden vazgeçtiğimizde bizi daha çok seveceğini düşünüyoruz. Tıpkı insan gibi, insanın egoları ve sevgi anlayışı gibi. Onun gözüne girmeye çalışıyoruz cezalandırılmış bir benlik anlayışı içinde…
Bulmasına buluyoruz bir şeyler ama bulduklarımız bizden çok farklı olmuyor. Yine yollar istemediğimiz bize çıkıyor. Çünkü kendi inançlarımızı, düşünce kalıplarımızı, korkularımızı bir kenara bırakmamışız. Yeni bir ben aramaya çıkıyoruz, eski bakış acımızla. Arayıştayız ama önce bırakışı gerçekleştirmemişiz. Farkındalığı arıyoruz, tutsaklık penceresinden.
Bir çok kişi şunu fark etmiyor, kendi algımızla hayata bakarsak yine kendimizi bulacağız. Bu buluş değildir. Bu yine ve yine kendine çıkan bir yolda daire çizmektir.
Dönüşmek istediğin şeyin gözüyle bak hayata. Kendine verdiğin ödüller ve cezalar dönüşmek istediğin kişinin gözünden olsun. Yok eğer bulmak istediğin daha büyük farkındalıksa o zaman arama. Çünkü ancak bildiğini bulursun. Düşünsene bilmediğini arayamazsın. Yüzüğün kaybolduysa neyi aradığını bilirsin ve sonunda neye ulaşacağını da bilirsin. Ama bulmak istediğin şey zaten bilmediğin şeyse o zaman araman çok saçma. Ancak deneyimledikçe öğreneceksin ve bileceksin. İşte o noktada daha fazla deneyimlemeye ihtiyaç duyacaksın. İşte şimdi deneyimlemek için ne yapabilirim diye sorabilirsin. Ama kendi gözlerinle değil. Kendi korkularınla, çaresizliklerinle değil. Deneyimleyebilen insanların, olayların, doğanın gözüyle yapmalısın bunu. Yada bunu kendine sormalısın. Nasıl bir ben olsaydım istediklerimi deneyimlerdim. Nasıl bir ben. O olmuş, dönüşmüş, sahip olan halinin gözüyle bul cevapları. Hareketlerine ona göre yap. Zayıflamak istiyorsan zayıflamış ve buna sahip, bunu hisseden, bilen kabul etmiş halinin gözüyle bak dünyaya. Sigarayı bıraktığında ne kadar canın yanacağını düşünme. Bu şimdinin gerçeği, bu gözle ancak daha çok bağımlı olursun. Sigara içmediği halde mutlu ve bunu benimsemiş olan halinin gözünden bak dünyaya bakalım ne göreceksin. Öfkeli birinin gözünden olayları anlamaya çalışırsan yine kendi doğrularını bulacaksın. Ve yine tekrar öfkelenmeye başlayacaksın. Sakinliği yaşam tarzı haline getirmiş halinin gözünden anlamaya çalış durumu.
Şimdi olmak istediğin kişiye dönüştür kendini ve onun gözüyle algıla, işte o zaman onu bulacaksın. İşte o zaman onun nerede olduğunu bulacaksın.
Bir okul dönüşü kaybolmanız dileğiyle…

7 yorum:

  1. Kaybolmak acıtır önceleri.Nereye gideceğini, hangi dala tutunacağını da bilemez insan.Yürür, yürüür...Bakar ki yollar hep kendine çıkıyor sonunda.Anlar ki kayboluş hali, yol halidir aslında.Anlar ki yola çıkan kaybolacaktır mutlaka.Kaybolduğumuzda farkına varabilmek dileğiyle...İyi yolculuklar...
    Eflak

    YanıtlayınSil
  2. Ne güzel bir yazı olmuş Yasemin Hnm :) Elinize sağlık.
    Başkalarının gözünden ve kendimizi kıyaslayarak kısımlarına katılıyorum en çok.
    Aynen bu şekilde bişiler yapmaya çalışıyor ve duvara tosluyoruz. Kısır döngü.

    YanıtlayınSil
  3. Maalesef bu kısır döngü hep var. Fakat çözüm de yine kendi farkındalığımızda..:)

    YanıtlayınSil
  4. Eflak hanım güzel yazmışsınız, teşekkür ederiz...

    YanıtlayınSil
  5. Merhabalar. Sayenizde bugün tam da ihtiyacım olan yazıyı okudum.. Çok çok güzeldi. Sevgiler.

    YanıtlayınSil
  6. Teşekkür ederim Ahu hanim, sanirim denk gelmesi tesaduf olmamis...

    YanıtlayınSil
  7. Farkındalığı arıyoruz, tutsaklık penceresinden....artık!!tutsak olmak istemiyorum.kendimi bulmak istiyorum. yine çok güzel bir anlatım teşekkür ederim yüreğinize sağlık.sevgiler:))

    YanıtlayınSil